Sanata dönüşen pirinç tanesi, ekmek kapısı oldu

Sanata dönüşen pirinç tanesi, ekmek kapısı oldu

Türkiye’de pirinç üzerine yazı yazan 7 kişiden en genci olan Harita ve Kadastro Bölümü mezunu Ersin Celayır, büyük bir özveriyle pirinç tanelerinin üzerinde sanatını icra ederek ekonomik kazanç sağlıyor. Genç usta, 365 gün kurumayan oyun hamurunun üzerine koyduğu pirinç tanelerine tek nefeste yazdığı yazılarla dikkat çekiyor. Pirinç üzerine yazılan isimler bir süre kuruduktan sonra özel getirilen cam şişesinin içine bırakılarak, kurutulmuş gül ile gliserin doldurulduktan sonra rengarenk hediyelik anahtarlık ve kolyelere dönüşüyor. Yaklaşık 5 yıldır kendi imkanıyla açtığı küçük bir stantta çalışmalarını yapan Celayır’ın eserleri, vatandaşlar tarafından yoğun bir şekilde talep ediliyor.

Pirince yazı yazmanın Mevlana’dan günümüze geldiğini anımsatan Ersin Celayır, “Mevlevi kültürüdür. Mevlana tarafından pirincin üzerine, ‘Bismillahirrahmanirrahim’ yazılmıştır ve pirincin bereket getirdiğine inanılır. Pirinç tanesi kolye, bereket kolye olarak da bilinir. Biz bunu isme çevirdik. Arkalı önlü isim yazmaya başladık. İsimler, 35 sene kalıcı oluyor” dedi.

“BİR PİRİNCE 10 TANE İSİM YAZABİLİYORUM”

Bu sanatın Türkiye’de 7 tane ustasının var olduğunu ve en genci kendisi olduğunu ifade eden Celayır, “Bunların arasında en genci ve pirince en çok harf atan kişi benim. Bir pirince 10 tane isim yazabiliyorum ama ‘Bismillahirrahmanirrahim’i yazamıyorum. Biz yazdığımız isimlere 35 sene garanti veriyoruz. İsim kesinlikle silinme yapmıyor. Pirinçle birlikte gerçek kurutulmuş gül bırakıyoruz. Ekipman sıkıntısı çekiyoruz. Kullandığımız güller Türkiye’de yetişmiyor. Camı ise kendimiz üfleyerek yapmaktayız. Elazığ’da şu anda cam işçiliği ve ustası yok” şeklinde konuştu.

“TEK NEFESTE PİRİNCİN ÜZERİNE YAZI YAZIYORUZ”

Sanatın yapılışından bahseden Celayır, “Bildiğimiz pilavlık pirinç tanelerini alıyoruz. Çocukların oyun oynadığı ve 365 gün kurumayan oyun hamurlarına pirinci sabitliyoruz. Derin nefes aldıktan sonra tek nefeste pirincin üzerine yazı yazıyoruz. Kuruduktan sonra küçük cam şişenin içine koyuyoruz. İçerisine bir de gerçek gül koyuyoruz. Sıvı olarak da çoğu kişinin su olarak yanlış bildiği bir şey var. Su olsa pirinç şişer ve patlar. Sıvı olarak gliserin dolduruyoruz. Gliserin de pirincin şişmesini ve patlamasını önlüyor. Ayrıca gliserin mumyalamada ve kulak temizlemede kullanıldığı da söyleniyor” diye konuştu.

“YAPAMAZSIN DEDİLER, YAPTIK”

Emek vererek bu işin ustası olduğunu anımsatan Celayır, “Bu işe ilk başladığımda çevremizdekiler, ‘Yapamazsın’, ‘Pirince isim mi yazılır’, ‘Böyle bir sanat mı olur’ dediler. Biz inandık, çalıştık, devam ettik. Şimdi ise biz gelmediğimiz zaman bizi arıyorlar. Bu sanatı, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki tek ustaları biziz. Bu sanat ölmesin diye çevremizdekilere öğretmeye çalışıyor, yardımcı oluyoruz” ifadelerini kullandı.

Yumurtanın kolisi 4,5 liraya kadar düştü

Yaklaşık 1,5 aydır Irak’a ihracat kapısının kapanmasının ardından dar boğaza giren yumurta üreticileri, 9 günlük bayram tatiliyle birlikte ellerinde biriken stokları tüketmek adına yumurtanın kolisini 4,5 liraya kadar düşürdü. Tüketimi arttırmak adına Afyonkarahisar’da ikişer koli halinde satışı yapılan ve iki kolisi 9 liraya satılan yumurta büyük ilgi görüyor.

“İKİ KOLİSİNİ 9 LİRAYA SATIYORUZ”

Yumurta üreticisi ve işletme sahibi Cengiz Üstün yumurta fiyatlarında yaşanan ani düşüşün Irak ihracat kapısının kapanmasında kaynaklandığını dile getirdi. Üstün, “Mayıs ayının ilik haftasından bu tarafa Irak ihracat kapısı kapanmış, dolayısıyla fiyatlarda bu güne kadar sürekli düşüş ivmesindeydi. Bu ihracatın kapanmasıyla birlikte üretici nereden baksanız yarı yarıya zarar etmekteydi. Fakat piyasaya baktığımızda bu fiyatların tamamıyla yansımadığını birçok marketlerde diyelim Afyon dışında, hadi Afyon’da bizler hizmet veriyoruz, fiyatı belirliyoruz ama Türkiye genelinde de bu düşen fiyatın tüketiciye, vatandaşımıza yansımadığını gördük. Burada biz Afyonlu hemşehrilerimize hizmet vermek birincisi, ikincisi bu sıkıntıdan da biran önce kurtulmak adına birtakım girişimlerde bulunduk. Şu anda biz 53 gram small yumurtayı 2 kolisini 9 liraya satıyoruz. Duble yumurta dediğimiz 63-72 yumurtayı çiftini 15 liraya satıyoruz. Yani çifti diye satıyoruz ki çok tüketim olsun diye. 53 gram çifti 9 lira, 63-72 gram duble yumurta iki tanesi 15 liraya. Bu direk nihai tüketici fiyatıdır. Tabi ki üreticinin sattığı fiyat çok çok farklı ve bu afaki fiyatlarla da tüketiciye yansıya biliyor. Buna tedbiren gücümüz çapında, imkanlarımız dahilinde Afyon il genelindeki ilçelerimize, pazarlara bu fiyatı yansıtmak üzere 2 gündür hizmete başladık ve devam ettireceğiz bunu” dedi.

“9 GÜNLÜK TATİLDE STOK FAZLASI OLDU”

9 günlük tatilde de yumurtada stok fazlasının olduğunu ifade eden Üstün, “Bu düşüşün nedeninin birincisi buradaki amaç malum 9 günlük bayram tatiliyle birlikte elimizde olan stoklar, ikincisi de bu fiyatların tüketiciye yansıyıp, tüketimi arttırmak. Bu konuda da başarılı olduk. 2 günde bunun sinyalleri, bunun dönüşleri bize gerçekleşti ve insanlarımızda gayet memnun. Yani bunu fırsatçılığa dönüştüren bir takım işletmelerinde şapkayı ortaya koyup düşünmeleri gerekir” diye konuştu.

“YUMURTA İHRACATININ KESİLMESİ SİYASİ GEREKÇELERE DAYANIYOR”

Şu anda yumurtada keskin bir düşüşle beraber üreticinin büyük bir zarar altında olduğuna dikkat çeken Üstün şu ifadelere yer verdi:

“Bilindiği üzere bu ekonominin ana kuralıdır. Arz ve talep doğrultusunda piyasa fiyatları belirlenir. Biz ihracatın kapanmasıyla birlikte bu elimizdeki üretim fazlalığını içeride tüketmemiz şu anda mümkün değil. Dolayısıyla burada ihracat kapandı diyoruz ama bunun gerekçelerini de ortaya koymak lazım. Şimdi ihracat kapandı, Irak veya Kuzey Irak yönetimi yumurta üretmeye mi başladı? Hayır, üretemez. İran’dan alma durumu var mı? İran kendisine ancak yetiyor. Yumurta gibi diğer gıda maddeleri Türkiye’den gitmesine rağmen yumurta ihracatının kesilmesini siyasi gerekçelere dayandığını düşünüyorum. Devletimizin de dış işleri hariciyeleri aracılığıyla diplomasiyi çalıştırıp bu konuda tedbirler alınması lazım. Aksi taktirde bizim Türkiye şartlarında tüketimimiz bellidir. Belli bir planlama dahilinde üretim planlaması yapılabilir, bu çok zor bir şey değil. Bütün mesele ihracatın diploması yoluyla biran önce açılmasından ibarettir.”

“KDV ORANI DÜŞÜRÜLMELİ”

Tedbir adına KDV’nin düşürülmesi gerektiğini belirten Üstün, “Bunun dışında sektörün geçmişten bugüne gelen en büyük problemi katma değer problemidir. Bugün bizim girdi maliyetlerinin en büyük kalemi yemdir. Bu da yüzde 1 KDV ile girip yüzde 8 çıkış yapıyoruz. Dolayısıyla bunu tolere etme şansımız sıfırdır bizim. Bunu biz birçok defa dillendirdik. Siyasilerle de görüşmemize rağmen, yüzde 1’e düşürülmesine doğru bulmalarına rağmen, uzun zamandır bu yüzde 1’e düşürülmedi. Bana göre sektörün en büyük problemlerinden birisi KDV’nin düşürülmeyişidir. Devletimizin bu işe el atıp, KDV’nin biran önce düşürülmesini tedbir adına zaruri olduğunu düşünüyorum” dedi.

Bronzlaşmak için kakao yağı kullanıyorlar! Kilosu 120 TL

Zonguldak’ta hava sıcaklarının artmasıyla birlikte vatandaşlar bronzlaşmak için yöntemler aramaya başladı. Özellikle son günlerde giderek rağbet gösterilen kakao yağı vatandaşların ilgi odağı oldu.

KİLOGRAMI 120 LİRA

Kilogramı 120 TL olan kakao yağı doğal bir ürün olmasının yanı sıra soyulma ve kızarıklık yapmıyor. Aktarlarda satılan kakao yağı katı ve sıvı olarak 2 çeşit olarak raflarda yerini alıyor.

HEM KATISI HEM DE SIVISI VAR

41 yıldır baharatçılık yapan 67 yaşındaki Tahir Buyurucu, “Yaz aylarının vazgeçilmesi bronzlaşmak için kullanılan kakao yağı. 2 türlü oluyor. 1 sıvısı var, birde katısı var. Katısı güneş görünce eriyor. Vücudunuza sürdüğünüz zaman hem soyulma yapmıyor hem de kızarıklık yapmıyor. Vatandaşlar bu doğal ürüne rağbet gösteriyor. Yan etkisi olmayan bir ürün. Altını da çizmek istiyorum doğal bir ürün. Birazcık pahalı bir ürün ama az bir şey alsanız yetiyor. Kilosu 120 TL. Vatandaş bunu 3-4 liralık alıyor parça halinde yetiyor. Bir yaz boyunca alınan bu kakao yetiyor. Diğerlerinden daha iyi bir ürün bu. Diğerlerinde katkı maddesi oluyor bunda katkısı maddesi yok. Bu ürün kakao ağacından çıkan doğal bir ürün”dedi.

Facebook, 2020 yılında kendi kripto parasını piyasaya sürecek


Sosyal paylaşım platformu Facebook, gelecek yıl (2020) yeni bir kripto para birimini piyasaya süreceğini duyurdu. Facebook’tan yapılan açıklamada 2020 yılında piyasaya sürülecek kripto para biriminin “Libra” olarak adlandırılacağı, Mastercard ve Visa gibi ödeme sistemleri tarafından da destekleneceği belirtildi.

Açıklamada Facebook’un kripto para birimine ilaveten “Calibra” adı verilen bir dijital cüzdanın oluşturacağı, platformun kullanıcılarının kendi aralarında mesajlaşır gibi “Libra” transferi yapabileceği kaydedildi.

“YETİŞKİNLERİN YARISININ BANKA HESABI BULUNMUYOR”

Facebook açıklamasında, “Dünyanın pek çok yerindeki insan en basit seviyedeki finansal hizmetlere erişemiyor. Dünyada yetişkinliklerin neredeyse yarısının banka hesabı bulunmuyor. Gelişen ülkelerde ve kadınlar arasında bu oran daha da kötü. Gelişen piyasalardaki küçük işletmelerin yaklaşık yüzde 70’inin krediye erişimi yok.” değerlendirmelerine yer verildi.

Açıklamada Facebook kullanıcılarının sunulacak yeni hizmetle tasarruf, harcama ve para transferi yapabilmesinin amaçlandığı vurgulandı. Facebook açıklamasında kripto para biriminin ve dijital cüzdanın Facebook Messenger, WhatsApp ya da “Calibra”nın kendi cep telefonu yazılımı üzerinden kullanılmasının mümkün olacağı hatırlatıldı.

5 yıldızlı otel icradan yarı fiyatına satılacak


Gözde tatil merkezlerinden biri olan Alanya’da 5 yıldızlı Alara Park Otel icradan yarı fiyatına satışa çıktı.

İcraburada.com sitesinde yer alan şartnameye göre turistleri ağırlamaya devam eden otel 28 bin metrekare alan içerisinde 8 binadan oluşurken, havuzları, spor alanları ve denize sıfır olması ile dikkat çekiyor. 114 milyon TL değer biçilen 5 yıldızlı otel 2 Ağustos tarihinde Alanya Adalet Sarayı’nda satışa çıkacak.

YARI FİYATINA SATIŞA ÇIKACAK

Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan icraburada.com sahibi Caner Çakı, “Tesis havuzları kullanım alanı ve denize sıfır olması ile dikkat çekiyor. Son yıllarda ülkemize gelen turist sayısının artması ve bölgeye gelen yabancı turistlerin o bölgede yoğun olması tesisi daha cazip hale getiriyor. 114 milyon TL değer biçilen tesis 57 milyon TL’den satışa çıkacak” dedi.

Bu tarz büyük ihalelere zaman zaman karşılaştıklarını belirten Çakı, “İhalelerde genellikle araç, arsa ve konut satışları ön plana çıkıyor fakat bu tarz ihaleler ile de karşılaşmak mümkün” ifadelerini kullandı.

Konkordato sayesinde hastaneyi yeniden ayağa kaldırdı

Yaklaşık 70 milyon TL’lik yatırımla 100 yataktan 205 yatak kapasitesine çıkarılan ancak ekonomik krizin de etkisiyle nakit sıkıntısına düşünce konkordatoya başvuran ilk kuruluş olan Özel Mersin Ortadoğu Hastanesi, bugün yeniden ayağa kalkmayı başardı. Hastane Yönetim Kurulu Başkanı Engin Şahin, yapılandırma konusunda yasal bir düzenleme beklediklerini söyledi.

Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneğinin kurucu üyesi Doktor Engin Şahin, 2011 yılında Özel Mersin Toros Hastanesini satın alarak Ortadoğu Hastanesi adıyla sağlık alanında hizmet vermeye başladı. Geçen yıllar içinde tercih edilen bir hastane haline gelen Özel Ortadoğu Hastanesini bir üniversite kurarak üniversite hastanesine çevirmek amacıyla yeni bir yatırımla büyütmeye girişen Şahin, son iki yıldır yaşanan ekonomik saldırılar nedeniyle sıkıntıya düştü.

Şahin, yaşadıkları bu sıkıntılı süreci bugün geldikleri noktayı ve beklentilerini anlattı. 100 yataklı, yaklaşık 5 bin metrekare kapalı alana sahip hastaneyi yaklaşık 70 milyon TL’lik yatırımla 205 yatak kapasitesine çıkardıklarını belirten Şahin, “Son iki yıldır Türkiye’ye uygulanan ekonomik saldırıların altında yatırım yapmış olduk. Bu ekonomik saldırıların tüm sektörleri etkilediği bir dönemdi. Yatırımımızın sonunda yaşadığımız en büyük sıkıntılardan biri, yatırımımızı devreye alamamış olmamız. Çünkü hastanenin yatak sayısı ve kapasite artışını tam anlamıyla devreye alamadık. Bu bizde çok büyük bir sıkıntı oluşturdu. 70 milyonluk bir yatırımın sonucunda ülkece yaşadığımız sıkıntıların sonucunda nakit akışında bir bozulma olunca böyle bir süreç yaşandı” dedi.

“AVANTAJLARI ÇOK İYİ KULLANDIK”

O dönemde hükümetin bu ekonomik saldırılar karşısında bir duruş sergilediğini ve konkordato yasasını çıkardığını dile getiren Şahin, “14 Mart 2018’de yasalaştı, biz 15 Mart 2018’de yasaya ilk başvuran kuruluş olduk. İşi gücü olan insanların işletmelerinin bir anda yıkılmaması, finansla darlıkla yerle yeksan olmaması üzerine çıkarılmış bir yasa. Yasanın bize getirdiği avantajları çok iyi kullandık. Yasanın verdiği rahatlıkla biz tekrar kadromuzu yasal çerçevede genişletip, imkanlarımızı toparlayıp yeniden bildiğimiz işi yapmaya başladık. Bugün Mersin Üniversitesinden akademik kadroda 16-17 hoca ile çalışıyoruz. Bu kadronun olduğu hastanenin iyi çalışmaması veya tekrar ayağa kalkmaması düşünülemez zaten” diye konuştu.

“FİNANS SEKTÖRÜNDEN FEDAKARLIKLAR BEKLİYORUZ”

Yasayla birlikte işlerini toparladıklarını, kendileriyle birlikte mağdur olan çalışma arkadaşlarının ve esnafın mağduriyetlerini gidermek üzere hazırlıklarını yaptıklarını vurgulayan Şahin, “Onları da gidereceğimize inanıyoruz” diyerek, bu noktada asıl unsurun finans sektörleri olduğunun altını çizdi. Finans sektörlerinden bu tür kuruluşların ayakta kalabilmeleri adına herkesin gösterdiği fedakarlıkları göstermeleri konusunda bir beklentileri olduğuna dikkat çeken Şahin, “Çünkü finans sektörü bu yaşanan sıkıntıların ortak paydasında buluşmadan hareket ederse, bu tür kurumların ayakta kalması söz konusu bile olmaz. Bu tür kurumlar ayakta kaldığı sürece bizimle birlikte çalışan esnafın, çalışma arkadaşlarımızın da finans sektörünün de mağduriyetini giderebilir. Ama finans sektörü tek taraflı davranır, ‘ben bu işte kendi bildiğim yolda ilerliyorum’ derse bu işlerin düzelmesinde çok büyük zorluklarla karşı karşıya kalırız” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de konkordato yasasında tanınan sürelerden sonra bu işi nihayetlendirmek üzere olan bir kuruluş olduklarına işaret eden Şahin, nihayetlendirme ile insanların mağduriyetlerinin giderilmesini, bir şekilde ödemelerin yapılmasını kastettiğini söyledi. Şahin, “Biz, en azından anlaştığımız vadelerde bu esnaf arkadaşlarımızın ödemelerini yapabilecek güç ve konuma geldik ama finans sektörü, ‘ben bu işte kendi bildiğim yolda ilerliyorum’ derse bu düzenin bozulmasına büyük sebebiyet verirler” şeklinde konuştu.

“YAPILANDIRMA KONUSUNDA YASAL BİR DÜZENLEME BEKLİYORUZ”

Konkordato içerisindeki kurumların bankalardaki yapılandırmalar konusunda sıkıntılar yaşadıklarını belirten Şahin, bankaların bu konuda Türkiye’de bir ekonomik saldırı yokmuş, son iki yıldır sıkıntı yaşanmıyormuş gibi davrandıklarını öne sürdü. Türkiye’nin, son iki yıldır yurt dışından kaynaklı bir ekonomik savaş içerisinde olduğunu kaydeden Şahin, şunları söyledi:

“Bu saldırıda da herkes bir şekilde pozisyonunu korumaya çalışıyor. Bankalar, yapılandırma ve taksitlendirmede sıkıntıya sebep olduğu takdirde yasanın bir anlamı kalmayacak ve olan yine esnafa, çalışma arkadaşlarımıza ve bize olacak. Bu noktada beklentimiz aslında konkordato yasası içerisinde esnaf konusunda yapılan düzenlemenin finans sektörü açısından da yapılması gerekiyor. Burada inisiyatif sadece finans sektörüne bırakılmamalı. Burada yasal bir düzenleme yapılması gerekiyor. Hükümet gerekli baskıyı gösteriyor ama bugün konkordatoda yasal süreleri kullanmış ve konkordatoyu sonuçlandırması gereken birçok firma var. Bu firmaların da tekrar desteğe ihtiyacı var. İşlerini düzeltmiş, çalışmasını düzenlemiş, ödemeler konusunda yapılandırma bekleyen ve bu yapılandırmalar neticesinde borcunu ödeyebilecek kapasiteye gelmiş kuruluşlar var. Bu kuruluşların desteğe ihtiyacı var. Finans sektöründen bir kredi beklentimiz hiçbir şekilde yok zaten. İşlerimizi düzene koyduk, esnaf arkadaşlarımız bize gerekli desteği Ahilik boyutunda gösterdiler. Ama bugün esnafın birbirine gösterdiği dayanışmanın finans sektörü tarafından gösterilmemesi bu oyunu bozar. En büyük sıkıntı bu.”

“İŞKUR’DAN ÇOK BÜYÜK DESTEK GÖRDÜK”

Geçen yıllarda nakit sıkıntısı nedeniyle hem hasta hem personel anlamında yüzde 70 kayıp yaşadıklarını dile getiren Şahin, hükümetin kendileri gibi kuruluşların ayakta kalmaları için İŞKUR üzerinden büyük destek sağladığını anlattı. Şahin, İŞKUR’un hastanenin tüm personelin son 3 aylık maaşlarının ödenmesi, istihdamın korunması adına çok iyi bir destek sağlandığını, bu sayede personel yapısını yeniden kurduklarını dile getirdi. Şahin, “Şu anda sıkıntıya düşmeden önceki hasta sayımızın yüzde 15-20 daha fazla üstüne çıktık. Biz, 100 yataktan 205 yatağa çıkarken amacımız 200 yatak ve üstü bir hastane olarak üniversiteleşebilmekti. Mersin’e özel bir üniversitesi hastanesi kazandıralım istedik. Bu yatırıma çıkarken yolculuğumuzun asıl amacı buydu. Bu sayede sağlık turizminde katma değer oluşturmaktı. Özel sağlık kuruluşları olarak bizim beklentimiz sağlık turizmi konusunda desteklenmemiz. Çünkü sağlık turizminde bu memlekete getirilen her 1 dolar öz sermayemiz olur” dedi.

Bir başka sıkıntılarının ise yatak sayılarının sınırlandırılması olduğunu aktaran Şahin, Sağlık Bakanlığının yatak sayılarını sınırlandırmasına yönelik planlamadan kaynaklı yeni yatırımlarını ruhsat anlamında aktifleştiremediklerini belirterek, bu planlamaya artık son verilmesi ve özel hastanelerin önlerinin açılması gerektiğini söyledi.

“FERYADIMIZ, ÖNÜMÜZÜN AÇILMASI”

Yaşadıkları sıkıntıdan çok çabuk ayağa kalktıklarını herkesin gördüğünü vurgulayan Şahin, sözlerini şöyle tamamladı:

“Çok deneyimli bir kadroya, deneyimli ve iyi bir ekip ve iyi bir ekipmana sahibiz. Yardımcı sağlık personelinde de çok iyi durumdayız. Bunlar çok büyük kazanımlar. Bu kazanımların heba olmaması gerekiyor. Bu bağlamda da destek olunan noktalar dışında da önümüzün açılması gerekiyor. Bizim feryadımız, önümüzün açılması. Önümüzün açılmasıyla beraber katma değer oluşturacağız ve istihdamın da artırılmasına katkı sunacağız. Bugün ben yatak sayısını ilave etmiş olsam, şu anda mevcut çalışanlarımın yüzde 50’si kadar daha istihdam artırmam gerekecek. Bu da istihdama katkı sağlayacak. Bugün hükümetin inanılmaz ve akıllı bir İŞKUR politikası var. O dokunuşlar olmasaydı bugün bu kurumlar ayakta kalamazdı. Bir taraf bu inanılmaz dokunuşta bulunurken, bir tarafın da bu prangaları çözmesi gerekiyor.”

Elon Musk tepkiler sonrası hesabını kapattı

Elon Musk, resmi Twitter hesabından önce “silindi” paylaşımını yaptıktan sonra yaptığı diğer paylaşımında “Twitter hesabımı kapattım” yazdı. Yaklaşık 27 milyon takipçisi olan hesap, söz konusu paylaşımların ardından kısa bir süre aktif kaldıktan sonra kapandı.

ELEŞTİRİLER ALMIŞTI

Musk, rol oyunu Nier:Automata’dan bir karakterin yer aldığı bir çizimi paylaşıp, söz konusu çizimi yapan Meli Melo isimli sanatçının ismini vermemesinin ardından çeşitli eleştiriler almıştı. Twitter kullanıcılarına konuyla ilgili verdiği cevabında Musk sanatçıların isimlerinin verilmesinin “amaca zarar verdiğini” söylemişti.

Nisan ayında Musk, Twitter hesabından Tesla finansmanı, ürünleri ve hisseleri hakkında bilgi verdikten sonra oluşan sorunların ardından ABD Menkul Kıymetler ve Borsalar Komisyonuyla (SEC) anlaşmaya varmıştı.

Görenler gözlerine inanamadı! Oltayla 2 metrelik yayın balığı yakaladılar

Manisa’nın Salihli ve Köprübaşı ilçelerine kadar uzanan Demirköprü Barajı’nda, amatör balıkçı baba ile oğlu, oltayla 2 metre uzunluğunda, 40 kilo ağırlığında yayın balığı yakaladı.

KENARA ÇEKERKEN ELLERİ KESİLDİ

Turgutlu’dan Demirköprü Barajı’na uzun yıllardır hobi olarak balık tutmaya giden Murat Sarıkaya (45) ve oğlu Serkan (17), dün saat 11.00’de, oltayla yakaladıkları yayın balığını zor da olsa karaya çıkardı. Yaklaşık 2 metre uzunluğunda ve 40 kilo ağırlığındaki yayın balığı ile karşılaşan, Turgutlu’da elektrik tesisatçılığı yapan Murat Sarıkaya, “Balık tutmak en büyük hobimiz. Oğlum balığı kenara çekerken oltanın misinası ellerinde kesiklere neden oldu” diye konuştu.

“350 LİRAYA BALIKÇIYA SATTIM”

Yıllardır oğlu ile işten boş kalan zamanlarında Demirköprü Barajı’na balık tutmaya geldiklerini de vurgulayan Murat Sarıkaya, “İlk defa bu kadar büyük balıkla karşılaştık. Artık nasip diyelim. Allah bereket versin, balığı 350 liraya balıkçıya sattım. Evin pazar masrafı çıktı” dedi.

Yakalanan yayın balığı;

Paris Havacılık Fuarı’nda milli savaş uçağı rüzgarı esti

Türk Havacılık ve Uzay Sanayi AŞ (TUSAŞ), Milli Muharip Uçağı’nın birebir modelini ilk kez Paris Havacılık Fuarı’nda sergiledi.

Bu yıl 53. düzenlenen dünyanın en büyük havacılık ve uzay fuarlarından Paris Havacılık Fuarı’nda, TUSAŞ’ın ana yüklenicisi olduğu ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaçlarını karşılamak üzere yürütülen Milli Muharip Uçağı’nın birebir modeli yer aldı.

TUSAŞ Genel Müdürü Temel Kotil, “Milli Muharip Uçağı’nı ilk kez Paris’te tanıttık. Bu Avrupa’nın en iyi savaş uçağı olacak.” dedi. Uçağın ilk uçuşunun 2025’te gerçekleşeceğini ifade eden Kotil, bu uçağın beşinci nesil ve F35 ayarında bir uçak olduğunu belirtti.

Milli Muharip Uçak projesinin tanıtıldığı açılış etkinliğine havacılık sektörünün temsilcileri ve basın mensupları büyük ilgi gösterdi.

TÜRKİYE 4. ÜLKE

Türkiye; ABD, Rusya ve Çin’den sonra 5. nesil muharip savaş uçağı üretebilecek altyapı ve teknolojiye sahip 4. ülke oldu.

Milli Muharip Savaş Uçağı, 2030’lu yıllardan itibaren kademeli olarak devreden çıkarılması öngörülen F-16 savaş uçaklarının yerini alacak.

İlk etapta 6 geliştirme aracı hazırlanacak ve seri üretime geçilecek. Seri üretime kadar 400 adetlik uçak siparişine ulaşılması öngörülüyor.

Son dakika! AK Partili Muş: Okula başlama yaşı 69 aya çıkarılacak


AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş yeni askerlik sistemi ile ilgili açıklamalarda bulundu. Muş, teklifin haftaya Cuma’ya kadar Meclis’ten geçmesini beklediklerini söyledi. Muş, eğitim sistemiyle ilgili verilen kanun teklifi hakkında ise okula başlama yaşının 69’a çıkarılacağını söyledi.

Muş yeni askerlik sistemi hakkında şu açıklamayı yaptı:

“Meclis’te görüşmelere Salı günü yeniden başlayacağız. Haftaya Cuma’ya kadar teklifin geçmesini bekliyoruz. Celp sayısının 10 ya da 12 olmasını Milli Savunma Bakanlığı düzenleyecektir.”

OKULA BAŞLAMA YAŞI 69 AYA ÇIKARILIYOR

Muş, eğitim sistemiyle ilgili teklife dair de açıklamalarda bulundu. Muş tarafından açıklanan teklife göre, okula başlama yaşı 69 aya çıkarılıyor. Yurt açma izni Gençlik ve Spor Bakanlığı’na veriliyor. Sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçiş süresi ise 3+1 olarak 4 yıla düşürülüyor.