Arşiv Temmuz 2019

1 ton 300 kilo ağırlığındaki ‘Paşa’ isimli boğa 25 bin liraya alıcısını bekliyor

Konya‘da besicilik yapan Mehmet Doğan (25), 3,5 yıl önce aldığı simental cinsi boğayı yaklaşan Kurban Bayramı öncesi 25 bin liraya satışa çıkardı. Paşa isimli boğanın ağırlığı 1 ton 300 kilogram.

Doğan, “Kendim özenle besledim. Herhangi bir hormon maddesi vermedim. Yonca balyası, saman ve yemle besledim. Şu anda 1 ton 300 kilogram ağırlığında. İsmi ‘Paşa’. 25 bin liraya satışa çıkardım. Çok kaliteli ve kurbanlığa yakışacak bir hayvan. Paşa için 25 bin lira bir şey değil. Yakışıklılık, güzellik ve ağırlık olarak Konya’da tek diyebilirim” dedi.

Doğan, ‘Paşa’nın taliplilerini beklediğini de sözlerine ekledi.

1,3 tonluk Paşa isimli boğadan görüntüler;

Fındık mantarı 25 liradan tezgahlardaki yerini aldı

Ordu‘nun yüksek kesimlerinde yer alan fındık bahçelerinde doğal ortamda yetişen fındık mantarı, bu sezon da yüksek fiyatına rağmen alıcı buluyor. Vatandaşların büyük ilgi gösterdiği fındık mantarı satıcıların yüzünü güldürüyor. Sütlü mantarın kilosu 25 liradan satışa sunuldu.

Fındık mantarı satıcısı Faruk Acet, fındık mantarının az yetişen bir tür olduğu için fiyatının yüksek olduğunu ifade etti.

Vatandaşların yüksek fiyata rağmen almaya devam ettiğini belirten Acet, “Fındık mantarı, ilimizin yüksek kesimlerinde başta olmak üzere, iç kesimlerinde yetişiyor. Fiyatı yüksek oluyor ama vatandaşlarımız buna rağmen bu mantara büyük ilgi gösteriyor. Getirdiğimiz mantarlar kısa sürede bitiyor. Satışlar oldukça iyi” dedi.

Deniz Geldeç isimli mucit, 1 litre benzinden 300 litre gaz elde ettiğini iddia etti

Türkiye‘nin farklı illerinde 10-12 yıl oto tamircisi olarak çalışan, yıllarca ekmek fırınlarının tamir ve bakımını yapan 53 yaşındaki Deniz Geldeç, ömrünün 20 yılından fazlasını “Yakıt tüketimini nasıl düşürebilirim?” sorusunun cevabını bulmak için harcadı. 6-7 yıllık Ar-Ge çalışması sonucu 1 litre benzinden 300 litre gaz üreten bir manyetik ısı regülatörü bulduğunu öne süren Geldeç, patent başvurusu yaptığı sistemine sahip çıkılıp yaygınlaştırılmasını istiyor.

Büyük merak duyduğu motorlar üzerinde 20 yılı aşkın süredir çalışmalar yaptığını belirten Deniz Geldeç, “Yakıt tüketimi fazla olduğu için araç ve fırınların yakıt sistemi üzerine yıllarca çalışma yaptım. Kendimi tamamen Ar-Ge çalışmalarına adadım. Bu çalışmalarımın ardından 6-7 yıllık bir çalışma sonucu benzini gaza çeviren manyetik ısı regülatörü icat ettim. Benzin deposuna bir cihaz yerleştiriyoruz. Cihazımız çalıştığı zaman deponun içindeki benzine elektromanyetik dalgalar göndererek, benzini gaza çeviriyoruz. Benzinin içerisindeki ağır metalleri ayrıştırıp temiz bir gaz elde ediyoruz. Bu sayede 1 litre benzinden 300 litre gaz üretiyoruz. Bunu da doğal gaz sayaçlarıyla ölçüm yaparak kanıtladık. Buna benzer bir çalışmanın bir üniversitede yapıldığını duydum. O çalışma 1 litre benzinin 330 gramını gaza dönüştürüp, geriye kalan 670 gramını su olarak geri döküyor. Bizim yaptığımız sistem benzini son damlasına kadar gaza çeviriyor” diye konuştu.

Hayata geçirdiği projeyle ilgili olarak 9 ay önce patent başvurusu yaptığını kaydeden Geldeç, “Şu an dünya çapında bir benzeri olmayan bu projenin patent haklarını korumaya alarak elde ettik. Benim bu projeyi seri üretime geçirebilecek maddi gücüm yok. Böylesine önemli sistem, ağır ve hafif sanayi ile araçlarda yani doğal gaz veya petrol ürünlerinin ihtiyaç duyulduğu tüm alanlarda kullanılabiliyor. Bu cihaz ısı ihtiyacı olan tüm alanlarda kullanılabilecek bir yapıya sahip. Benzin gazı, doğal gazdan kalorisi olarak üç kat daha fazla. Aynı zamanda bizim ürettiğimiz gaz doğal gaz ihtiyacı olan ağır ve hafif sanayide yüzde 55 doğal gazdan daha fazla tasarruf sağlıyor. Bu sistemi araçlarda da denediğimizde başarılı sonuçlar aldık. 1600 cc motorlu bir araç 90 kilometre hızla seyrettiği zaman bizim 1 litre benzinimiz 200 kilometre yol katediyor. Bu sistemin yaygınlaşması halinde ülkemizin enerjide dışa bağımlılığının azaltılması konusunda önemli bir katkı sağlayacağımızı düşünüyorum. Projenin saygınlaşması halinde milli malımıza sahip çıkmış olacağız. Biz yaptık buraya kadar getirdik, devlet büyüklerimizden bu projeye sahip çıkmalarını istiyorum” şeklinde konuştu.

Coğrafi işaretli “yassı semaveri” yapan sadece 2 usta kaldı

Türkler binlerce yıldır çeşitli ot ve ağaç yapraklarından kimi zaman sütle kimi zaman başka çeşniler de katarak ama özellikle suda kaynatarak elde ettikleri çayı içiyorlardı. Çay kültürünün ayrılmaz bir parçası haline dönüşen semaver ise 18. yüzyıldan itibaren görülmeye başlandı. Semaver, Anadolu’ya göç eden Tatarlar sayesinde de özellikle Vezirköprü ve Havza civarında kendine yeni bir vatan edinmiş oldu. Vezirköprü’de semaverler yassı tip olarak yapılıyor. Yuvarlak tipli semaverler ise Rus tipi semaver olarak biliniyor. Semavercilerin el işi ve göz nuruyla ince ince işlediği semaverler daha çok galvanizli sac, bakır ve pirinçten üretiliyor. Ancak ilçede bir zamanlar onlarca olan semaver ustası günümüzde sadece 2 tane kaldı. Bir kültürün son üreticileri, makineleşmeye geçilmediği takdirde teknolojiye yenik düşeceklerini söyledi.

20 yıldır Vezirköprü’ye özgü semaver üreten 2 ustadan biri olan 35 yaşındaki Sebahattin Aktaş, “Vezirköprü semaveri, diğer semaverlerden farklı olarak yuvarlak değil, yassıdır. Kalaycı sazdan yapılır, çabuk kaynar, hafiftir ve taşıması kolaydır. Tamamen el işçiliğiyle yapılıyor. Semaver, kalaydan yapıldığı için suyun kirecini alarak suyu yumuşatır. Kalayın kokusu da suya geçtiğinden diğer semaverlere nazaran yüzde 80 oranında daha lezzetli çay yapılır. Vatandaşlar, bu semaveri içinde su bırakıldığında çabuk eskidiği için pek tercih etmiyor. Çelik ve uzun ömürlü olan yuvarlak semaveri daha çok tercih ediyorlar. Ama lezzetli çay içmek isteyenler bu semaveri tercih ederler. Yassı semaverde su kaynama vakti 10 dakikayı geçmez. Vezirköprü semaveri yassı olduğundan suyu eşit şekilde gövdeye dağıtıyor, bacası alt taraftan ucuna doğru daraldığı için de suyun çabuk kaynamasını sağlıyor. Diğer yuvarlak semaverler ise ortalama 25 dakikada kaynıyor. Vezirköprü semaverini yapan sadece 2 usta kaldık. Önceden 35 usta vardı. Ustaların çoğu emekli oldu ya da rahmetli oldu. Bu semaver 30’dan fazla parçadan yapılıp, tamamen el işçiliği olduğu için çırak da yetişmiyor. Bizden başka usta yok. Biz de çok fazla bir hizmet veremiyoruz. Günde 5 semaver anca yapabiliyoruz. Meslek bitmek üzere. Diğer zanaat dallarında da durum böyle. Teknolojiye yenik düşüyoruz. Biz de semaver yapımını bırakınca bu iş bitecek” dedi.

Yassı semaver kültürünün devam için makineleşmenin şart olduğunu belirten Vezirköprü Belediye Başkanı İbrahim Sadık Edis, “Önceden Vezirköprü Bedesteni’nde herkes Vezirköprü yassı semaveri yapıyordu. El imalatı olduğu için insanlar bunları imal etmede zorlanıyorlardı. Bunun için makineleşme gerekiyor. Diğer yuvarlak semaverlerde makineleşme gerçekleşti. İnşallah ilerleyen günlerde bu Ortak Kullanım Atölyesini kurup, makineleşmeyi de ilçemize kazandırmak istiyoruz. Bir semaver ustası akşama kadar çalışsa 5 adet semaver anca imal ediyor. Bunu makineleştirebilirsek, günlük 200’e yakın semaveri imal edebiliriz. Bugün 5 semaveri parayla sattığınız zaman zaten maliyeti, malzeme bedeli, işçiliğini düşündüğünüzde ekonomik olarak bir sonuç ortaya çıkmıyor. Ama makineleşip, insanların kullanımına daha seri bir şekilde sunduğunuz zaman hem insanların kullanımı çoğalır hem de ekonomik olarak ilçe halkımız daha güçlü hale gelir” diye konuştu. Yüzde 80’i semaver satıcısından oluşan tarihi bedestendeki esnaflar yassı semaverin neslinin tükenme noktasında olduğunu ifade ederek, üretim yapan son 2 ustanın da günde 5 tane semaver yapabildiğini söylediler. Vezirköprü ‘yassı semaveri’ 299 sayılı kararla mahreç türünde coğrafi işaret olarak tescillenmişti.

Nohut dürüm satarak 11 kişiye istihdam sağladı

Kilis‘te Hacı Ahmet Baktageç, uzun yıllar işsiz kaldıktan sonra ailesinin geçimini sağlayabilmek için Küçük Sanayi Sitesi’nde nohut dürüm yapıp satmaya karar verdi. Sanayi bölgesindeki bir caminin altında küçük bir dükkan kiralayan, evinden getirdiği piknik tüpü üzerinde de nohut dürümü yapıp satan Baktageç, satışların iyi gitmesi üzerine annesinden ikinci piknik tüpünü alarak işleri büyütme kararı aldı. Bir süre sonra eşinin de desteğiyle kendi işinin patronu olmayı başaran Baktageç’in küçük sanayi sitesi içinde açtığı lokantada 11 kişi çalışıyor.

Baktageç, uzun süre iş bulamayınca sanayide nohut dürümü yaparak satmaya karar verdiğini, bunun için de Sanayi Camisi’nin altındaki küçük bir dükkanı uygun fiyata kiraladığını söyledi.

Bir süre sonra annesinden aldığı ikinci piknik tüpü sayesinde işini biraz daha büyüttüğünü ve menüsüne ciğer kavurma, tavuk sote ve çorba eklediğini anlatan Baktageç, “İki tane piknik tüpü olduğunda çok sevinmiştim. Kendimi güçlü, kuvvetli hissettim. Sonra Allah bize lütfetti yürüdük. Çalıştık, eksiğimizi tamamladık. Hatalarımızı ve yanlışlarımızı düzelttik. Başarının sırrı önce Allah’a tevekkül etmek sonra eşin dostun tavsiyesini yabana atmamak.” diye konuştu.

Baktageç, eşinin en büyük destekçisi olduğunu dile getirerek, müşterilere gece yarısına kadar birlikte hizmet ettiklerini, yaptıkları yemeklerin lezzetini beğenenler sayesinde her geçen gün müşteri sayısının arttığını vurguladı.

Yaklaşık 5 yıllık emeğin ardından lokantasını büyütmeye karar verdiğini anlatan Baktageç, şunları kaydetti:

“Şu anda lokantamızı 300 metrekareye çıkardık. 11 kişiye istihdam sağlıyoruz. İşçi, memur, usta, çırak gibi şehrin her kesimden müşterimiz var. Burası Kilis’in halk yeri oldu. Kilisliler burayı kabul etti ve bizi sevdi. Kendimizi ve ürünümüzü sevdirebildik. Bu durum bizim için gurur verici bir şey. Lezzetçi Ahmet Usta adının patent başvurusunun ardından şubeleşeceğiz ve sonra en önemli görevimiz olan paket servisimizi yapacağız. Burada bulunan yoğunluktan dolayı paket servisine zaman ayıramıyoruz. İlerleyen zamanlarda motorize ekibimizde olacak inşallah. Bu işe sahip çıkacağız. Ben işin böyle olacağını rüyamda görsem inanamazdım. Bu işin buraya kadar gelmesi bizi gururlandırdı.”

Müşterilerden Emrah Çalışır da Adana’da yaşadığını ancak Kilis’e her gelişinde mutlaka uğradığını belirterek, özellikle il dışından gelen herkesin bu lezzeti tatması gerektiğini dile getirdi.

Merkez Bankası yıl sonu enflasyon ve dolar tahminini açıkladı


Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Temmuz ayı beklenti anketi açıklandı. Ankete göre yıl sonu enflasyon ve dolar tahminleri geriledi. Temmuz ayı yıl sonu TÜFE beklentisi yüzde 15,01, yıl sonu dolar/TL beklentisi ise 6,14 oldu.

Reel sektör ve finansal sektör temsilcileri ve profesyonellerden oluşan 64 katılımcı ile gerçekleştirilen ankete göre, cari yıl sonu TÜFE beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 15,85 iken, bu anket döneminde yüzde 15,01’e geriledi. 12 ay sonrası TÜFE beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 14,88 iken, bu anket döneminde yüzde 13,90 oldu. 24 ay sonrası TÜFE beklentisi ise aynı anket dönemlerinde sırasıyla yüzde 11,46 ve yüzde 11 olarak gerçekleşti.

Ankette, “2019 yılı Temmuz ayı için tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 0,94 iken, bu anket döneminde yüzde 1,25 olmuştur. Ağustos ayı TÜFE beklentisi aynı anket dönemlerinde sırasıyla yüzde 0,91 ve yüzde 0,85 olmuştur. Eylül ayı TÜFE beklentisi ise yüzde 1,35 olarak gerçekleşmiştir.” denildi.

BİST Repo ve Ters-Repo Pazarı’nda oluşan cari ay sonu gecelik faiz oranı beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 24,25 iken, bu anket döneminde yüzde 21,58’e geriledi. TCMB Ağırlıklı Ortalama Fonlama Maliyeti cari ay beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 24 iken, bu anket döneminde yüzde 21,85 olarak gerçekleşti.

2019 yıl sonu döviz kuru (ABD Doları/TL) beklentisi bir önceki anket döneminde 6,30 TL iken, bu anket döneminde 6,14 TL oldu. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise aynı anket dönemlerinde sırasıyla 6,64 TL ve 6,47 TL olarak gerçekleşti.

2019 yılı cari işlemler açığı beklentisi, bir önceki anket döneminde 10,6 milyar dolar iken, bu anket döneminde 7,6 milyar dolara geriledi. 2020 yılı cari işlemler açığı beklentisi ise aynı anket dönemlerinde sırasıyla 19,2 milyar dolar ve 17,4 milyar dolar olarak gerçekleşti.

GSYH 2019 yılı büyüme beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 0,04 iken, bu anket döneminde yüzde -0,02 oldu. 2020 yılı büyüme beklentisi ise aynı anket dönemlerinde sırasıyla yüzde 2,7 ve yüzde 2,6 olarak gerçekleşti.

4 bilezikle girdiği hayvancılık işinde servetine servet kattı

Antalya‘nın Muratpaşa ilçesinde yaşayan 40 yaşındaki 3 çocuk sahibi Fatma Öncel, 11 yıl önce eşine destek olmak için hayvancılık işine girmek istedi. Polis memuru eşinden olumlu yanıt alan Öncel, düğününden kalan 4 bileziğini dönemin parasıyla 2 bin 500 liraya satıp 2 bin 400 liraya inek, 100 liraya da hayvanını besleyecek yem aldı. İlk başlarda inek sütü satarak para kazanmaya başlayan Öncel, zamanla inek sayısını 20’ye kadar çıkardı. İneklerini beslemek için bir de tarla kiralayan Öncel, buraya ektiği mısır harmanıyla hayvanlarını beslemeye başladı. Daha sonra tavuk ile keçi de beslemeye başlayan azimli kadın, 10 senenin ardından 130 inek, 250 tavuk, 107 keçi ve 3 at sahibi oldu. Tek başına beslediği hayvanlarının çoğalmasıyla işçi de tutan Öncel, 20 dönümlük arazide 1 milyon liralık servetin sahibi oldu.

Yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde satışlarının çok iyi gittiğini ifade eden Öncel, “Şu ana kadar 10 tane büyükbaş sattım ve 150 bin lira ciro yaptım. Kurban Bayramı’na 15-20 gün var. Daha 12-13 tane büyükbaş satacağım hayvanlarım var. Ortalama 40-50 bin liralık küçükbaş sattım. Günlük süt satışım da oluyor. Şu an ineklerimin yarısından fazlası hamile hepsi sağılmıyor ama ortalama günlük 700 litre sütüm oluyor. Bu da günde bana bin 500 lira gelir elde ettiriyor. 2019 yılında 500 bin lira gelir elde ettim. 4 tane işçi çalıştırıyorum. Bu hayvanlardan elde ettiğim gelirlerin hepsini ben yine hayvanlarda değerlendiriyorum. İşçilere veriyorum. Allah’a şükür kazanıyorum. Sadece sıkıntım işlerimi ilerletmem için yerimin genişletilmesi” dedi.

Hayvanlarından en büyüğünün 950 kilo ağırlığında olduğunu belirten Öncel, ona da müşteri çıktığını ve 25 bin liraya satmayı planladığını söyledi. İşini durmadan ilerletmek istediğini dile getiren Öncel, “Her şeyi hazıra vurursak bu işten bir şey kazanamayız. Büyükbaş hayvanlarımı vatandaşların yanı sıra lokantacılar, dönerciler de istiyor, onlara da veriyorum. Ben hayvanlarımı 2 yaşına kadar büyütüyorum, sağlığı yerinde olduğu sürece hiçbir iğne vurmadım. Hastalandığı zamanda o Allah’ın emri olan bir şey. Ben hayvanlarımı hep doğal besleyip, büyütüyorum” diye konuştu.

Öncel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çalışan kadınların arkasında her zaman durduğunu da ifade ederek kendisini ayran içmeye davet etti.

İmamoğlu, İBB’de 3 kritik görev için atamaları yaptı


İstanbul Büyükşehir Belediyesinin (İBB) bugüne kadar en yoğun mesaisini oluşturan imar ile ilgili yönetim kadrolarına yeni isimler atandı.

Sözcü‘de yer alan habere göre, 1 Temmuz günü Genel Sekreter Yardımcılığına getirilen Mehmet Çakılcıoğlu’na bağlı olan İmar ve Şehircilik Daire Başkanlığına Gürkan Akgün’ün ataması yapıldı. Daha önce Beylikdüzü Belediyesinde Plan ve Proje Müdürü olan Akgün, TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi ve Genel Merkezinde yönetim kurulu üyelikleri de yapmış bir isim.

İmar ve Şehircilik Daire Başkanlığına bağlı olan İBB’nin en önemli müdürlüklerinden Boğaziçi İmar Müdürlüğünde de değişikliğe gidildi. Yeni Boğaziçi İmar Müdürü Tülün İnal oldu. Boğaziçi İmar Müdürlüğünün görevleri arasında ruhsat, iskan izin işlemleri, yapı ve tadilat ruhsatları verilmesi, boğaziçindeki yapıların denetlenmesi bulunuyor.

Geçtiğimiz hafta istifa eden İBB Park Bahçe ve Yeşil Alanlar Daire Başkanı Mehmet İhsan Şimşek’in yerine de Yasin Çağatay Seçkin getirildi. Profesör Dr. Seçkin, İTÜ Mimarlık Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü Öğretim Üyesi. Sosyal Hizmetler Daire Başkanı da Yavuz Saltık oldu.

Bakan Turhan: Fatih Sultan Mehmet Köprüsü bayramda hizmete açılacak


Çeşitli temaslarda bulunmak üzere Malatya’ya gelen Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan, yapımı devam eden Kuzey Çevreyolu’nu şantiyesini gezdi. Ardından Büyükşehir Belediye Başkanı Selahattin Gürkan’ı ziyaret eden Bakan Turhal, yapılan çalışmalarla ilgili bilgi aldı. Burada gazetecilerin sorularını yanıtlayan Turhal, birinci etabı biten Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün bakım ve onarım çalışmalarının Kurban Bayramı‘na kadar tamamlanacağını belirterek, şöyle dedi:

“Köprüdeki çalışmalar planlandığı gibi gidiyor, hatta programın önünde gidiyoruz. Çok şükür hava şartları çalışmamıza, iş programımızı öngördüğümüz takvimden önce tamamlanması için bize imkan verdi. Geçtiğimiz yıllarda aynı amaçlı çalışmalardaki süreden daha kısa zamanda tamamlayıp bayram öncesi Fatih Sultan Köprüsü’ndeki bakım ve onarım çalışmalarını tamamlayıp tam kapasiteyle İstanbul halkının hizmetine açmayı hedefliyoruz.”

Son dakika! Halk Bankası eski Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla tahliye edildi


Rıza sarraf davasında yargılandıktan sonra “32 ay hapis cezasına” çarptırılan eski Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla tahliye edildi.

Halkbank’ın eski Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla tahliye edildi. Atilla, ABD mahkemesi tarafından 32 ay hapse mahkum edilmişti. Atilla’nın avukatı Halil Uzun, müvekkilinin bugün tahliye edileceğini duyurmuştu. Avukat Uzun, Atilla’nın tahliye edildikten sonra sınır dışı edileceğini belirtmişti.

Atilla, göç idaresine gönderildi. Birkaç gün sürecek sınır dışı işlemlerinin ardından Hakan Atilla, Türkiye’ye gelecek.

Hakan Atilla, ABD’nin İran‘a yönelik yaptırımlarını delmekle ilgili dava kapsamında, 27 Mart 2017’de New York’ta gözaltına alınmış ve davanın tek sanığı olarak yargılanmıştı.

İran yaptırımları davasında suçlu bulunarak 32 ay hapis cezası alan Hakan Atilla da suçlu bulunma kararını temyize götürmüş, ağustos ayında ise avukatları aracılığıyla masum olduğu ve beraat talebiyle temyiz gerekçelerini istinaf yani bir üst mahkemeye taşımıştı.

1970’te Ankara’da doğan Mehmet Hakan Atilla, Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümünden mezun oldu. Tahsilini tamamlamasının ardından 1995’te Halkbank A.Ş.’de Araştırma Geliştirme ve Planlama Müdürlüğü’nde Uzman Yardımcısı ünvanıyla göreve başlayan Hakan Atilla, bunun ardından Bankaclık Kartları ve Nakit Yönetimi Müdürlükleri’nde Uzman sıfatıyla görev aldı.

Son olarak Stratejik Planlama Daire Başkanlığı’nda Yönetmen ve Bölüm Müdürlüğü görevlerini üstlenen Mehmet Hakan Atilla, 2007-2011 yıllarında Finansal Kurumlar ve Yatırımcı İlişkileri Daire Başkanı olarak görev yaptı. Mehmet Hakan Atilla, 2011’den 2017 Mart ayında ABD’de tutuklanana kadar Uluslararası Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı görevini yürüttü.

ABD’de Rıza Sarraf davasında yargılanıp tutuklanan Hakan Atilla tahliye oluyor