Arşiv Mayıs 2019

Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan: CHP Genel Merkezine Yürüyeceğiz


CHP’den Bolu Belediye Başkanı seçilen Tanju Özcan’ın göreve gelmesinin ardından işten çıkarılan 97 taşeron işçinin, Hizmet-İş temsilcileriyle Demokrasi Meydanı’nda 24 Nisan’da başlattığı oturma eylemi sürüyor.

Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan da eylem yapan işçilere destek vermek amacıyla Bolu’ya gelerek eylem çadırını ziyaret etti.

“KENDİSİNDEN TALEBİMİZ SEÇİM ÖNCESİ VAATLERİNİN ARKASINDA DURMASIDIR”

Arslan, burada yaptığı açıklamada, kendilerinin işçilere destek vermek amacıyla herhangi bir taşkınlık yapmadan ve sorun çıkarmadan sadece işten çıkartılmaya karşı bir tepki olarak burada olduklarını belirterek, “Sayın belediye başkanı ile defalarca arkadaşlarımız görüştüler. Kendilerinden talebimiz seçim öncesindeki vaatlerinin arkasında durmasıdır. Noterden taahhütlerinin arkasında durmasıdır. Emekçilerin, işçilerin ekmeği ile aşı ile oynamadan Bolu’ya hizmet etmesidir. Bolu halkının verdiği karara saygılıyız. Halkın iradesini asla tartışmıyoruz. Biz Bolu halkının iradesiyle belediye başkanı seçilen başkanın tavrına, üslubuna ve yöntemine itiraz ediyoruz. O nedenle bu itirazımızı bundan sonra da sürdüreceğiz.” diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 5 Mart 2019 tarihinde Mersin Büyükşehir Belediye Başkan adayını ve projelerini açıklarken söylediği sözleri anımsatan Arslan, şöyle devam etti:

“KILIÇDAROĞLU’NA SORUYORUM, SÖYLEDİKLERİNİZİN ARKASINDA MISINIZ”

“Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri söylemişti: ‘Sakın ha AK Parti’li belediye başkanı döneminde işe girdi diye hiçbir işçinin işiyle aşıyla uğraşmayacaksınız. Onlar hangi partinin mensubu olursa olsun onlarla birlikte çalışacaksınız.’ diye belediye başkanlarına talimat vermişti. Ben buradan Sayın Kılıçdaroğlu’na soruyorum. O söylediklerinizin arkasında mısınız? Yoksa bu bir seçim propagandası mıydı? Eğer o sözünüzün arkasındaysanız Bolu Belediyesinde 97 arkadaşımızın sırf AK Parti döneminde işe girdiği için işten çıkarılmasına neden sessiz kalıyorsunuz. Niye bu arkadaşlarımız 31 gündür aşsız, işsiz ve evlerine ekmek götüremeyecek şekilde mağdur edildi. Siz niçin bunları duymuyorsunuz. Duyuyorsanız niçin cevap vermiyorsunuz”.

“CHP GENEL MERKEZİNE YÜRÜYECEĞİZ”

Arslan, “Hak işe bağlı sendikalarımızdan bugün itibarıyla toplam 12 bin 900 arkadaşımız sendikalarından istifa ettirilmiştir. Bu baskılar devam etmektedir. İşin en ilginç tarafı henüz toplu sözleşmelerimiz, müzakereleri devam ederken toplu sözleşme görüşmeleri devam ederken bunlar yapılıyor. Bir yönü ile de işçiler maalesef toplu sözleşmesiz bırakılarak mağdur edilmek isteniyor. Bunu yapanlar ağırlıklı olarak CHP’li ve HDP’li belediyeler” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu’nun Ankara’dan İstanbul’a yaptığı yürüyüşü hatırlatan Arslan, “Günlerce devam etmişti. ‘Adalet istiyoruz.’ diye. Biz de Bolu Belediyesinde adalet istemek, arkadaşlarımızın haklarının verilmesini ve bu hakları ile beraber işe dönmelerini sağlamak amacıyla gerekirse planladık. İnşallah bu süreci Bolu’dan Ankara’ya kadar yürüyerek CHP Genel Merkezi önünde bu yürüyüşü tamamlamak üzere plan yapıyoruz” diye konuştu.

Bazı belediye başkanlarının özellikle Hak-İş’e bağlı sendikalarla çalışmak istemediğini ve bunu açıkça ifade ettiklerini anlatan Arslan, “Özellikle Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı başta olmak üzere Kırşehir Belediye Başkanı gibi belediye başkanları açıkça üyelerimizi tehdit ederek ‘Ben bu sendika ile çalışmayacağım. Şu sendika ile çalışacağım. Herkes o sendikaya gitsin. Daha fazla zam vereceğim.’ diye yasaları ihlal etmekte. Yasalara karşı açıkça suç işlemekteler” dedi.

Sahurda İnternet Üzerinden Yapılan Alışveriş 3 Kat Arttı


GittiGidiyor Pazarlama Direktörü Feyza Dereli Fedar, tüketicilerin ramazan ayındaki online alışveriş eğilimlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sahur vaktine denk gelen 02.00 ile 04.00 saatleri arasında internetten yapılan alışverişin nisan ayına kıyasla 3 kat arttığını belirten Fedar, tüketicilerin ramazan ayında sahur nedeniyle daha uzun süre uyanık kaldığını ve bu zamanı internetten alışveriş yaparak değerlendirdiğini söyledi.

UYANIK KALAN 10 KİŞİDEN 7’Sİ ALIŞVERİŞ YAPTI

GittiGidiyor’un kendi kullanıcılarıyla yaptığı araştırma sonuçlarına ilişkin bilgi veren Fedar, sahurda alışveriş yapan her 10 kişiden 7’sinin uyanık kaldığı zamanı alışveriş yaparak değerlendirdiğinin ortaya çıktığını kaydetti. Fedar, şöyle devam etti: “Araştırmaya katılanların yüzde 30’unun ise uykusu kaçtığı için alışveriş yaparak vakit geçirdiği ve yüzde 25’inin kampanyalardan yararlanmak istediği ortaya çıktı.

İLK ÜÇTE İSTANBUL ANKARA VE İZMİR VAR

Ramazan ayında tüketicilerin sahur nedeniyle gece daha uzun süre uyanık kaldığını belirten Fedar, “02.00 ile 04.00 saatleri arası en çok satılan ürünler cep telefonu, elektrikli süpürge, televizyon, dizüstü bilgisayar, ütü, lastik, bebek bezi, kedi maması, vantilatör ve kahve makinesi. En çok alışverişin yapıldığı şehirler ise İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Kocaeli, Antalya, Konya, Gaziantep, Adana ve Mersin oldu.” dedi.

RAMAZAN AYININ ETKİSİ BÜYÜK

Feyza Dereli Fedar, yaptıkları araştırmaya göre ramazanın insanlara en çok “huzur”, “bereket” ve “maneviyatı” çağrıştırdığını ifade ederek, kullanıcılarının yüzde 60’ının “ramazanda alışveriş miktarının aynı kaldığını”, yüzde 25’inin “daha fazla alışveriş yaptığını”, yüzde 15’inin ise “daha az alışveriş yaptığını” ifade ettiğini bildirdi.

YÜZDE 40’LIK KESİM NORMALDEN DAHA FAZLA GIDA HARCAMASI YAPIYOR

Fedar, “Harcamaları artan kullanıcılarımıza, bu artışın sebeplerini sorduğumuzda ise yüzde 40 oranla normalden daha fazla gıda alışverişi yaptıkları ortaya çıktı. Bunu sırasıyla sadece ramazan ayında aldığım ekstra ürünler oluyor, normalden daha fazla misafir ağırlıyorum ve alışveriş isteğim bu dönemde yüksek oluyor yanıtları takip etti.” diye konuştu.

Çin’de Huawei Marka Cep Telefonların Satışında Yüzde 130’luk Artış Oldu


ABD’nin Çin ve Huawei’ye yönelik yaptırımları artan sayıda Çinli tüketicinin, Apple’ın iPhone’u yerine, Huawei marka akıllı telefonları tercih etmesine sebep oluyor. Hong Kong’da yayın yapan South China Morning Post’un (SCMP) haberine göre ABD’nin hamleleri sebebiyle birçok Çinli yeni telefon alırken daha ‘milliyetçi’ düşünmeye başladı. Araştırma şirketi Counterpoint’in verilerine göre halihazırda geçtiğimiz yıl yüzde 9.1 olan iPhone’un Çin akıllı telefon pazarındaki payı yılın ilk çeyreğinde yüzde 7.1’e düşmüştü. Yani bu düşüş Huawei’ye özel yaptırımlar gelmeden önce yaşanmıştı.

“YASAK SEVGİYİ ARTIRACAKTIR”

SCMP’nin haberine göre Çinliler ticaret savaşı yüzünden geçtiğimiz yıldan bu yana giderek daha az ABD ürünlerini tercih ederken, şimdi özel olarak Huawei’ye sahip çıkmaya başladı. IDC’nin Asya Pasifik Araştırma Direktörü Kiranjeet Kaur konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede “ABD’nin yasağı Çinli tüketicilerin Huawei sevgisini artıracaktır” ifadelerini kullandı. SCMP haberinde yeni akıllı telefon alan tüketicilerin de görüşlerine yer verdi.

KALBİNİN SESİNİ DİNLEDİ

Çin’in en büyük güneş enerjisi modülü üreticilerinden birinde yöneticilik yapan Wang Zhixin 10 yıldır iPhone kullandığını ancak artık bu sevdasından vazgeçtiğini dile getirdi. Ay başında üç yıldır kullandığı iPhone 7’yi artık değiştirmenin vaktinin geldiğini söyleyen Wang “Bu sefer Huawei P30 aldım. Ticaret savaşı ikliminde kalbim yerel markalara destek vermem gerektiğini söyledi. Kalbimi dinledim” ifadelerini kullandı.

“CEBİNDEN iPHONE ÇIKARMAK UTANÇ VERİCİ”

Pekin’de bir telekom şirketinde çalışan Sam Li de uzun yıllar iPhone kullandıktan sonra Huwei marka akıllı telefona geçtiğini belirtti. Bunun duygusal bir karar olduğunu vurgulayan Sam Li “Bugünlerde cebinden iPhone çıkarmak utanç verici bir hal aldı. Özellikle de şirketin tüm yöneticileri Huawei kullanamaya başlamışken” dedi. Bunun yanında Çin’in Twitter benzeri platformu Weibo’da da son 1 haftada en çok tartışılan konulardan birisi ABD’nin Huawei yasakları oldu. Sitede ‘Huawei’ye destek’ ve ‘Dayan Huawei’ ifadeleri en çok kullanılan ifadeler oldu.

“TEKNOLOJİLERİ APPLE’DAN ÜSTÜN”

Bir kullanıcının “Huawei’ye geçin, ikiyüzlülerden nefret edin! 5G dönemi başlıyor. Huawei’nin Apple’a göre çok daha üstün teknolojileri var” mesajı ülkede en çok paylaşılan mesajlardan birisi oldu.Çin devletinin sahibi olduğu Global Times gazetesinin baş editörü Hu Xijin ise Twitter üzerinden yaptığı açıklamada artık iPhone yerine Huawei marka telefon kullandığını belirterek “Ancak iPhone’umu çöpe atmayacağım. Yedek telefon olarak tutacağım. Huawei almamın nedeni bu şirkete haksız bir baskı uygulandığını düşünmem. Ancak herkes istediği telefonu kullanmakta özgürdür” dedi.

10 MİLYON TAKİPÇİYE ULAŞTI

Bu arada Çin medyasıülkede artan Huawei ilgisine dair bazı veriler de paylaştı. Buna göre 16 Mayıs’ta ABD’nin Huawei yaptırımlarını açıklamasının ardından Çinli e-ticaret sitesi Tmall’da Huawei ürünlerine hücum yaşandı. Sitenin yayımladığı verilere göre 18-20 Mayıs arasında yasaklar gelmeden önceki günlere göre Huawei marka akıllı telefon satışlarında yüzde 130’luk artış yaşandı. Bunun yanında söz konusu sitede markaları takip edebiliyorsunuz. Çin medyası Tmall’da Huawei’nin rekor bir artışla 10 milyon takipçiye ulaştığını bildirdi.

1915 Çanakkale Köprüsü Asya Kule Kesonu 24 Saatte Batırıldı

Çanakkale’nin Gelibolu ilçesi Sütlüce mevkii ile Lapseki ilçesinin Şekerkaya mevkileri arasında inşa edilen 1915 Çanakkale Köprüsü’nün ıslak havuzdaki kule kesonlarında, çelik şaft montajı tamamlandı.

Gelibolu’nun Sütlüce ve Lapseki’nin Şekerkaya mevkileri arasında inşa edilen 2 bin 23 metrelik orta açıklığıyla, tamamlandığında dünyanın en büyük orta açıklıklı asma köprüsü unvanına sahip olacak 1915 Çanakkale Köprüsü’nün Asya yakası kule kesonu, önceki gün Avrupa yakasındaki Sütlüce mevkiinde bulunan ıslak havuzdan römorkörler tarafından 8 saat süren çekme işlemiyle Lapseki ilçesi Şekerkaya mevkiine getirildi. 74 metre genişliğinde, 83,3 metre uzunluğunda, 20 metre yüksekliğinde ve 54 bin 800 ton ağırlığındaki Asya yakası kule kesonu, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan’ın dün katıldığı törenle denizdeki temelin üzerine batırılmaya başlandı. Bakan Turhan’ın telsizle verdiği talimatla 4 römorkör yardımıyla gerçekleşen kule kesonunu batırma işlemi, 24 saat sürdü.

İlk olarak kule kesonunun beton bölümü suya gömüldü. Ardından da üzerine monte edilen şaftlar gözden kayboldu. Su yüzeyinde bir bölümü kalan şaftlar üzerinde, köprünün kule inşaatının yükseleceği belirtildi.

TEMEL İÇİN DENİZE 357 DEMİR KAZIK ÇAKILDI

Köprünün deniz altındaki temelinin zemin iyileştirilmesi için Avrupa yakasında 192, Asya yakasında ise 165 olmak üzere 2,5 metre çapında toplam 357 demir kazık denize çakılmıştı. Kule kesonlarının batırılmasının ardından bundan sonraki aşamada ise, köprünün kule montajına başlanacağı ifade edildi.

AVRUPA KULE KESONU DAHA ÖNCE BATIRILMIŞTI

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 104’üncü yıl dönümü törenleri için geldiği Çanakkale’de, 1915 Çanakkale Köprüsü’nün Gelibolu ilçesine bağlı Sütlüce köyü sınırlarındaki şantiyesinde çalışmaları incelemiş, ardından da çelik şaftların ıslak havuzda kule kesonları üzerine montajı için tören düzenlenmişti.

Köprü inşası için çalışmalar sürerken, 4 çelik şaftın ıslak havuzda bulunan ve her biri futbol sahası büyüklüğünde olan kule kesonları üzerine montajı yapıldı. Çelik şaft montajı tamamlanan 74 metre genişliğinde, 83,3 metre uzunluğunda, 15 metre yüksekliğinde ve 51 bin 186 ton ağırlığındaki Avrupa yakasına ait kule kesonu, 9 Mayıs günü deniz altında hazırlanan temelin üzerine batırılmıştı. Avrupa ayağı kule kesonunu batırma işlemi iki gün sürmüştü.

MARMARA’YI EGE’YE BAĞLAYACAK

Gebze-Orhangazi-Bursa-Balıkesir-İzmir Otoyolu’nun tamamlanması ile birlikte, Edirne-Kınalı-İstanbul- Ankara Otoyolu, İzmir-Aydın Otoyolu ile entegre olarak Marmara Bölgesi, Ege Bölgesi’ne otoyol ağıyla bağlanacak. Diğer taraftan, yapım çalışmaları devam eden Kuzey Marmara Otoyolu ve Malkara-Çanakkale Otoyolu kesimi ile birlikte Marmara Bölgesi’nin otoyol ringi tamamlanmış olacak.

DÜNYANIN EN BÜYÜK ORTA AÇIKLI ASMA KÖPRÜSÜ OLACAK

1915 Çanakkale Köprüsü, tasarımındaki inceliklerle dünyada bir ilk olmaya aday. Cumhuriyet’in 100’üncü kuruluş yıl dönümünü temsil eden 2023 metrelik orta açıklığıyla, tamamlandığında dünyanın en büyük orta açıklıklı asma köprüsü unvanına sahip olacak 1915 Çanakkale Köprüsü’nün kule bağlantıları ve bağlantı unsurları Türk bayrağının renkleri olan kırmızı-beyaza boyanacak.

TOPLAM 3 BİN 563 METRE UZUNLUKTA OLACAK

Her iki yakada 333 metre yüksekliğindeki kulelerin üst kısmı da Seyit Onbaşı’nın Çanakkale Savaşları’nda namluya sürdüğü top mermisini temsil edecek şekilde olacak. Köprü, 770’er metre yan açıklıklar ile birlikte toplam 3 bin 563 metre uzunluğunda olacak. 365 ve 680 metrelik yaklaşım viyadükleri ile toplam geçiş uzunluğunun 4608 metre olması öngörülmekte olan köprü, 2 x 3 trafik şeritli olacak. Yaklaşık 45,06 metre genişlikte ve 3,5 metre yükseklikte olması öngörülen köprü tabliyesinin her iki tarafında bakım onarım amacıyla kullanılacak yürüme yolları olacak. Her iki kule temeli yaklaşık 40 metre derinlikte deniz tabanında konumlandırılacak ve çelik kule yüksekliği yaklaşık 318 metre olacak.

18 MART 2022’DE HİZMETE AÇILACAK

Proje kapsamında 1 asma köprü, 2 yaklaşım viyadüğü, 4 betonarme viyadük, 6 alt geçit köprüsü, 38 üst geçit köprüsü, 5 köprü, 43 alt geçit, 115 çeşitli ebatlarda menfez, 12 kavşak (devlet yolu üzerindeki kavşaklar dahil), 4 otoyol hizmet tesisi, 2 bakım işletme merkezi, 6 ücret toplama istasyonu inşa edilecek. 1915 Çanakkale Köprüsü, 18 Mart 2022’de tamamlanarak hizmete açılacak.

Çalışmalar Başladı! Van’a 50 Fabrika Kurulacak

Van’da, Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı (DAKA) tarafından Cazibe Merkezlerini Destekleme Programı kapsamında hazırlanan, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca desteklenen “Tekstil ve Hazır Giyim Organize Sanayi Bölgesi” projesinde imar çalışmalarına başlandı.

Van’da ekonomik canlılığı artırmak ve işsizlik sorununu çözmek amacıyla Van-Hakkari kara yolunda 300 dönüm alana kurulan Tekstilkent’te doluluk oranı yüzde 100’e ulaştı.

BAKANLIK, 16 MİLYON LİRA KAYNAK GÖNDERDİ

DAKA, bunun üzerine yeni yatırımcıların yer talebini karşılamak amacıyla Organize Sanayi Bölgesi’ndeki 5. etapta 100 hektarlık alana Tekstil Organize Sanayi Bölgesi kurulması için hazırladığı projeyi Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına sundu. Bakanlık, onay verdiği proje için Van’a 16 milyon lira kaynak gönderdi.

1 AY İÇERİSİNDE İHALE SÜRECİ TAMAMLANACAK

100 hektarlık alana kurulacak yeni Tekstilkent için imar çalışmalarını başlatan DAKA, bir ay içinde ihale sürecini tamamlayarak firmalara yer tahsisi yapmayı hedefliyor.

50 FABRİKA, 15 BİN İSTİHDAM

Tekstilkent ve OSB’de ihtiyaç duyulacak malzemelerin satışının yapıldığı iş yerleri, kafe, restoran, kreş, OSB’deki firmalara hizmet verecek resmi kurum ve kuruluşların ofisleri ile yaklaşık 50 fabrika binasının bulunacağı projeyle Van’da yaklaşık 15 bin kişiye istihdam sağlanması bekleniyor.

DAKA Genel Sekreteri Halil İbrahim Güray, AA muhabirine, yatırım yapmak için yer talebinde bulunan birçok yatırımcının talebine kayıtsız kalmayarak Tekstil OSB projesini hazırladıklarını söyledi.

Bunun için Van Organize Sanayi Bölgesi’ndeki 100 hektarlık alanın “Van Tekstil ve Hazır Giyim OSB” projesi için hazırlandığını kaydeden Güray, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın katıldığı törenle projenin sözleşmesini imzaladıklarını belirtti.

YER TAHSİSİ İÇİN İMAR ÇALIŞMASI BAŞLIYOR

Proje için gerekli olan kaynağın hesaplarına aktarıldığını ve alanda imar çalışmalarının yürütüldüğünü ifade eden Güray, imar tamamlandıktan sonra ihale sürecini tamamlayıp firmalara yer tahsisi yapacaklarını aktardı.

Yatırım için yer tahsisi bekleyen birçok firmanın bulunduğunu vurgulayan Güray, şöyle devam etti: “Geçen hafta 250 kişi ile üretime başlayan bir firmamıza yer olmadığı için OSB’de boş fabrika binası kiralandı. Şu anda bizden yatırım yapmak için yer bekleyen, mevcut üretim yeri yetmediği için yeni yer talebinde bulunan firmalar var. Bizim en kısa zamanda projeyi tamamlayarak yatırımcılara tahsis etmemizi bekliyorlar. 100 hektarlık alanda oluşturacağımız 70 parseli planladığımız gibi firmalara tahsis ettiğimizde 15 bin civarında istihdama ulaşmasını bekliyoruz. Yatırımcılar OSB’de yatırım yapacağı için 6. bölge teşviklerinden de yararlanabilecekler.”

Hakkari yolundaki Tekstilkent’in yüzde 100 doluluğa ulaştığını ve Türkiye’nin birçok yerinde örnek gösterildiğini belirten Güray, yeni proje ile Van’ın bölgede tekstil üssü olabileceğini dile getirdi.

“UZAK DOĞU İLE REKABET AÇISINDAN ÖNEMLİ”

Türkiye’nin dünyada tekstil sektörüne yön veren ülkelerden biri olduğunun altını çizen Güray, şu değerlendirmelerde bulundu: “Bir Uzak Doğu gerçeği var, bununla rekabet edebilmek tamamen maliyete bağlı. Tekstil, emek yoğun bir sektör. Bu anlamda 6. bölge teşvikleri yatırımcılara can suyu oldu. Maliyetleri düşürmek için firmalardan bölgemize yoğun ilgi var. Önümüzdeki yıllarda bu talebin artacağına inanıyorum. Ülkemizin dövizle ilgili yaşadığı gelişmeler ekonomide negatif görünse de ihracat yapan firmalar için pozitif. Bunun başında tekstil geliyor. Bütün piyasalarda yaşanan durgunluğa rağmen Tekstilkent’te yoğunluk devam ediyor. Bunun bölgemize fayda sağlayacağına inanıyorum.”

Bakan Tarih Verip Duyurdu! İstanbul’a İki Yeni Metro Geliyor


Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan, İstanbul Havalimanı inşaatı ile eş zamanlı olarak havalimanına ulaşım altyapılarının da inşaatlarını başlattıklarını kaydederek, yapılan çalışmaları anlattı.

Bakanlık olarak Gayrettepe-İstanbul Havalimanı arasındaki metro altyapısını kurduklarını vurgulayan Bakan Turhan, “Amacımız 2020 yılında bu hattı hizmete vererek İstanbulluların havalimanına ulaşım sıkıntısını tamamen ortadan kaldırmış olmak. Ayrıca Halkalı-Yeni Havalimanı arasında da raylı sistem altyapısını kuruyoruz. Onun da yer teslimini Mart ayında gerçekleştirdik. 2022 yılında hizmete vermiş olacağız” değerlendirmesinde bulundu.

DÜNYA ORTALAMASININ 3 KATI BÜYÜDÜ

Türk sivil havacılığının 17 yılda büyük bir atılım gerçekleştirdiğine dikkat çeken Turhan, “2002 yılında 2 merkezden 26 noktaya gerçekleştirilen iç hat seferleri, bugün 7 merkezden toplam 56 noktaya uçuş gerçekleştirilmeye başlandı. Dış hatlarda 2003 yılında 2 Havayolu işletmesi ile 50 ülkede 60 noktaya sefer düzenleniyordu. 2018 yılı sonu itibariyle 124 ülkede 318 noktaya ulaşıldı. ‘Dünyada ulaşamadığımız hiçbir nokta kalmayacak’ hedefiyle hareket eden Türk Sivil Havacılığı sayesinde dünyanın en geniş uçuş ağına sahip ülkelerinden biri haline gelindi. Bu gelişmeler gölgesinde 2003 yılında 34,4 milyon olan yolcu sayısı rekor kırarak 210 milyona ulaştı. Son 10 yılda uluslararası hava taşıma sektöründe Türkiye, dünya ortalamasının 3 katı büyüdü. Uçak sayımız 515’e, koltuk kapasitesi ise 97 bin 400’e ulaştı. Sivil havacılık sektörünün cirosu 2018 yılında 110 Milyar Türk Lirası’na, istihdam edilen personel sayısı 205 bine ulaştı” diye konuştu.

Çiftçilik Yapan Elektrik Mühendisi, Serasına Kurduğu Çuvallı Sistem Sayesinde Üretimini Artırdı

Antalya’nın Aksu ilçesinde yaşayan elektronik mühendisi bir çiftçi, serasına kurduğu çuvallar üzerinde biber yetiştirmeye başladı. Sınırları zorlayan üretimde mühendis, çuvalların içerisine doldurduğu perlitlerin içerisine çuvalların her birine 40 tane biber fidanı dikimi yaptı. Genç mühendis normalde bir dönüme 2 bin 500 biber fidesi dikilirken bu yöntem ile bir dönüme 40 çuval üzerinde 10 bin biber yetiştirdi.

Ankara’da özel bir firmada elektronik mühendisliği yapan 44 yaşındaki Ergin İnal, bir süre önce tarıma merak sardı. Tarımla ilgili makaleler okuyup ve yurt dışında yapılan üretimlerin belgesellerini izlemeye başlayan mühendis, okuduğu makalelerden ve izlediği belgesellerden etkilenip gördüklerini uygulamak için Antalya’nın Aksu ilçesine geldi. Burada kendisine 4 dönüm yer kiralayan Ergin İnal, 4 dönüm alanın bir kısmında domates yetiştiriciliği yapıp, bir kısmında ise biber yetiştirmeye başladı. İnal, burada kiraladığı serasında normal çiftçilerin uyguladığı üretim metodundan farklı bir yöntem deneyerek, bir ilki başardı. İnal, bu yılki çalışmalarını daha çok ARGE üzerine yaptı.

250 ÇUVALDA 10 BİN FİDE DİKİMİ GERÇEKLEŞTİRDİ

Okuduğu belgesellerden ve kitaplardan etkilenen İnal, çuvallar üzerinde üretim yapmayı denedi. Bir dönüm alan içerisine koyduğu 250 çuvalın içerisinde perlitleri dolduran İnal, çuvalların etrafını delerek, fidanların kökleri çuvalın içerisindeki perlite gelecek şekilde her bir çuvala 40 kıl sivri biber dikimi yaptı. İnal, bu şekilde normalde bir dönüme 2 bin 500 kıl sivri biber dikimi yapılırken 250 çuvalda 10 bin fide dikimi gerçekleştirdi. Bu yıl ki çalışmalarını daha çok ARGE amaçlı yaptığını ifade eden İnal, çalışmalarında başarılı olduğunu ifade ederek, bir çuvaldan hedefinin 350 kilo biber olduğunu kaydetti.

“HEDEFİMİZ BİR YILDA BİR ÇUVALDAN 350 KİLO BİBER ELDE ETMEK”

44 yaşındaki Ergin İnal, “Elektronik mühendisliği yapıyorum. Hobi olarak başladım. Uzun zamandır üretim konusunda makaleler okuyorum. Normal sezon dışında nasıl ürün yetiştirebileceğimi araştırdım. Küçüklüğümden beri tarıma merakım vardı. Daha sonra profesyonel düşünmeye başladım. Ülkemizin de durumu belli. Enflasyon çok yüksek. Bu yıl biber fiyatlarını hepimiz biliyoruz. Bende bütün bunlardan yola çıkarak birim alanından en yüksek verimi almak istedim. Gerçekten başardığımızı düşünüyorum. Biz bu sene mesaimizi tamamen ARGE çalışmasına harcadık. Bunu ilk biz yapıyoruz daha önce suda denendi. Çuvalın maliyeti uygun olduğu için sadece perlitte denedik. Tamamen topraksız tarım. Zirai ilaçta az kullanıyoruz. İlk etapta 253 çuvalla başladık. Hedefimiz bir yılda bir çuvaldan 350 kilo biber elde etmek” açıklamasını yaptı.

“BİZ 250 ÇUVAL ÜZERİNDE 10 BİN FİDE DİKTİK”

Bir dönüm alanda 250 çuval olduğunu ve her çuvalda 40 tane biber fidesi olduğunu kaydeden İnal, “Topraktan çok daha verim alınıyor. Gelecek yıl 10 dönüme çıkarmayı düşünüyoruz. Bir dönüme 10 bin biber dikimi yaptık. Bir dönümden bir yılda 100 tona yakın ürün olmayı düşünüyoruz. Normalde bir dönüme 2 bin 500 fidan dikilir. Biz 250 çuval üzerinde 10 bin fide diktik” ifadelerine yer verdi.

Son Paralarıyla İş Kurdular, Kazanacakları Parayla Evlenecekler

Tokat’ta üniversite mezunu nişanlı çift, ceplerindeki son parayla girdikleri çini işiyle para kazanıp düğünlerini yapmaya hazırlanıyor.

Afyonkarahisar Kocatepe Üniversitesi İşletme Bölümünden 2008 yılında mezun olan Ömür Özfalay (33) ile Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Bölümünden 2008 yılında mezun olan Ozan Büyükkayalar (35) özel sektörde birçok işte çalıştı. Aynı mahallede oturan çocukluk arkadaşları 10 yıl farklı illerde çalıştıktan sonra 2018 yılında memleketleri Tokat’a döndü. Burada nişanlanan çiftlerden Ömür Özfalay, İstanbul’da çalıştığı dönemlerde hobi olarak yaptığı çini ve seramik işleme sanatını nişanlısı Ozan Büyükkayalar’a da öğretti. Bir süre hobi olarak yaptıkları çini ve seramik işleme sanatını ilerletmeye karar veren çift son işlerinden aldıkları 3 bin lirayı sermaye yaparak kendi işlerini kurdu. Tokat’ta nişanlısı Büyükkayalar’ın bir akrabasına ait kullanılmayan evde ‘Çini ve Seramik Sanat Atölyesi’ kuran çift el işi göz nuru eserlerini Ramazan ayında Şehitler Parkında sergilemeye başladı. Çift buradan elde edecekleri gelirle evlilik hayalleri kuruyor.

“DÜĞÜN HAZIRLIKLARIMIZ BURAYA BAĞLI”

Ozan Büyükkayalar, eğitim fakültesi lisans mezunu olduğu işi ataması olmadığı için yapamadığını kaydetti. O nedenle hobi olarak başladıkları çiniciliğin meslekleri haline geldiğini ifade eden Büyükkayalar, “Geçen yıl başladığımız çini işine 4 aydır profesyonel olarak devam ediyoruz. Eğitim Fakültesi mezunuyum. Ama mesleğimi icra edemiyorum. Evlenmem için bir şeyler yapmam gerekiyordu. O nedenle hobimi bu işe çevirdim ve profesyonel olarak bu işi devam ettiriyorum. Evlenmemde aslında bu işe bağlı olacak. Düğün hazırlıklarımız buraya bağlı” dedi.

“EVDE ÜRETİM YAPMAYA BAŞLADIK”

Ömür Özfalay ise İstanbul’da bir şirkette çalışırken çini ve seramikle hobi olarak ilgilendiğini, işten ayrılınca Tokat’a dönerek hobisini geliştirdiğini söyledi. Tokat’ta birçok yere iş başvurusunda bulunduğunu fakat geri dönüş olmayınca çini işine başlamaya karar verdiklerini ifade eden Özfalay, “Ne olursa olsun kendi işimizi yapmamız, bin yıllık kadim bir sanat olması her şeyden daha önemliydi. 2018 yılında ailemle yaşadığım evimin üst katının mutfağında biz boya ve ham maddelerimiz ile üretim yapmaya başladık” diye konuştu.

“YAPMIŞ OLDUĞUMUZ SATIŞLARLA TARİH ALACAĞIZ”

Özfalay, düğün yapmak istediklerini ama belirli bir tarih vermediklerini ifade ederek, “Ailemizin de bizim için ayırmış oldukları paraları kendi işimize yatırdığımız için şuan düğün için belirli bir tarih veremiyoruz. Burada yapmış olduğumuz satışlarla kendi düğünümüze bir tarih alacağız” ifadelerini kullandı.

İzlediği Belgeselden Etkilenip Böğürtlen Ekti, Şimdi Siparişlere Yetişemiyor

Kadirli ilçesinde alternatif tarım ürünü olarak üretilmeye başlanan kültür böğürtleninde hasat başladı. Ziraat Mühendisi olan İsmet Soytorun izlediği bir belgeselden etkilenerek 3 dekarlık alana böğürtlen ekti. İkinci yılında ürün vermeye başlayan böğürtlenlerin bu sezon 4 ton ürün vermesi bekleniyor. Kilogramı 12 TL’den satılan böğürtlene talep artınca Soytorun, 7 dekarlık alana daha böğürtlen ekimi yaptı.

“ÇOĞU ÇİFTÇİ ARKADAŞ BENİ VAZGEÇİRMEYE ÇALIŞTI”

7 yıl öncesine kadar Çukurova’nın tarım ürünleri olan buğday mısır ve yer fıstığı üretimi yaptığını belirten İsmet Soytorun, “Bir televizyon kanalında izlediğim böğürtlen ve böğürtlensi bitkiler, ahududu bitkisi görselliğiyle beni çok etkiledi. Acaba sıra dışı bir tarım ürünü olarak bunun ekimini yapsam nasıl olur diye düşündüm. Çoğu çiftçi arkadaş beni vazgeçirmeye çalıştı. Riskli olduğunu, ürünün dayanıksız olduğunu söyledi. Ama ben bu konuda ısrarcı oldum ve böğürtlen ektim. Şu anda insanların yoğun ilgisi ve siparişlere talep yeni alanlara böğürtlen ekimi yapmama neden oldu. Şu anda 3 dekarlık alanda ürün veren böğürtlenim var. Bu yıl 7 dekarlık alana da böğürtlen ektim. Bu yıl ekimini yaptığım böğürtlen önümüzde ki hasat sezonunda böğürtlen vermeye başlayacak. Böğürtlen ilk yılında bir dekarda 1 ton ürün veriyor. İkinci yıla döndüğünde ise dekarda 2 ton ürünü çok rahat alıyorsunuz. Maddi getirisini de düşündüğünüzde zahmetli bir tarım evet ancak diğer tarım ürünlerine nazaran üreticiye kazandıran bir tarım. Şu anda kilogramı 12 TL’den satılıyor.” şeklinde konuştu.

İsmet Soytorun’un ektiği böğürtlenlerden görüntüler;

4 Yıldır Restorasyon Çalışmaları Nedeniyle Kapalı Olan Sümela Manastırı, Ziyarete Açıldı

Türkiye’nin önemli tarihi, turistik ve inanç mekanlarından olan Trabzon’un Maçka ilçesi Karadağ eteklerindeki Sümela Manastırı’nın restorasyonu tamamlanan ilk etabı, 4 yıl aradan sonra yeniden ziyarete açıldı. Sabah erken saatlerde bölgeye gelen turist kafileleri, manastırı ziyaret etmeye başladı. Manastır, ay sonuna kadar ücretsiz ziyaret edilebilecek.

Türkiye’nin önemli tarihi, turistik ve inanç mekanlarından olan, yerli ve yabancı binlerce turistin ziyaret ettiği Maçka’daki Karadağ eteklerinde bulunan tarihi Sümela Manastırı’nda, 4 yıl önce restorasyon ve yamaç kaya ıslah çalışması başlatıldı. Manastırda, kaya ve buz kütlelerinin düşerek olumsuzluğa yol açmaması için endüstriyel dağcılardan oluşan özel ekiple sürdürülen yamaç ıslah çalışması sona erdi. 3 aşamada, 79 bin metrekare alanda yürütülen çalışmalarda, ziyaretçilerin can güvenliğinin sağlanması amacıyla yaklaşık 4 bin ton ağırlığındaki kayaların temizliği yapıldı. Sümela Manastırı’nda riskli görülen yaklaşık 360 tonluk kaya kütlesi de çelik ağla bohçalama yöntemiyle bulunduğu alana sabitlendi.

İLK ETABI ZİYARETE AÇILDI

Sümela Manastırı’nda 1’inci etap olarak planlanan çevre düzenleme ve restorasyon çalışması tamamlandı. Manastıra giden 300 metrelik yürüyüş yolunun yeniden düzenlendiği alanda tarihi su kemerleri, gişe binası ile manastıra çıkan merdivenler restore edildi. 4 yıl süren restorasyonun ardından Sümela Manastırı’nın birinci avluya kadarki ilk kısmı, bugün ziyarete açıldı. Sabah saatlerinde bölgeye gelen turist kafileleri, manastırı ziyaret etmeye başladı. Manastırın dışını gezen ziyaretçilerin saat 14.00’ten sonra içeri alınacağı duyuruldu. Manastır, ay sonuna kadar ücretsiz ziyaret edilebilecek.

ZİYARETÇİLER HEYECANLI

Ziyaretçilerden Erdal Soydan, “Sümela Manastırı’nın açılacağını duyunca hafta sonu tatili için buraya geldik. Sabah erkenden kimse gelmeden, kalabalık olmadan, gelelim, gezelim dedik. Ama öğleden sonra içeri alacaklarmış. Şimdi sadece manzara ile yetinmek zorunda kalıyoruz” dedi.

Sümela Manastırı’nın açılacağını öğrendiklerinde heyecanla Tekirdağ’dan Trabzon’a geldiklerini söyleyen Merve Soydan ise, “Yıllardır Sümela’yı görebilmek için bekliyoruz. Sabah erkenden geldik, ziyaret edelim diye. Ancak henüz göremedik” diye konuştu.

Aygün Çetin de, “İstanbul’dan buraya Sümela’yı görmek için geldik. Hafta sonunu burada bu güzel doğada değerlendirmek istedik. Karadeniz çok güzel bir yer. Sümela Manastırı’nın dışardan görünüşü muhteşem ama az önce tarihini de dinledik. Gerçekten çok ilginç. Burada insanlar nasıl yaşamış, nasıl durmuş gerçekten çok ilginç” şeklinde konuştu.

GİZLİ GEÇİT GÖRÜLEMEYECEK

Restorasyon çalışmaları sırasında, bugüne kadar girilmemiş kuzey çatının üst sağ yamacında gizli geçitle ulaşılan nokta tespit edilmişti. Hristiyanların tapınak veya kutsal alan kabul ettiği ‘şapel’ ve ‘çile odaları’ olduğu belirlenen alanda, bugüne kadar görülmemiş ‘cennet ve cehennem, ölüm ve yaşam’ tasviri taşıyan fresklerin yer aldığı belirlendi. Bu bölümün, ikinci etap restorasyon çalışmaları sonrası ziyarete açılacağı öğrenildi. İkinci etap restorasyon çalışmaları kapsamında ise kilise ve sınıfların yer aldığı bölüm üzerindeki alanlarda da kaya ıslahı ve temizlenmesi çalışmaları yapılacak. Ardından manastır içerisindeki kilise, sınıflar ve avlu kısmında restorasyon çalışmaları gerçekleştirilecek.

SÜMELA MANASTIRI

Maçka’da Karadağ’ın Altındere Vadisi’ne bakan eteğinde, yaklaşık 300 metre yükseklikteki ormanlık alanda kayaların oyulmasıyla yapılan Sümela Manastırı, halk arasında ‘Meryem Ana’ adıyla da biliniyor. Hakkında çeşitli rivayetler de bulunan ve kuruluşu bilimsel verilere göre 13’üncü yüzyıla uzanan tarihi manastırda, hizmet birimleri, misafirhane, mutfak ve ayazmanın dışında toplam 72 oda bulunuyor. 88 yıl aranın ardından, manastırda 2010 yılında binlerce kişinin katılımıyla düzenlenen ayini, Fener Rum Patriği Dimitri Bartholomeos yönetmişti.